Söyleşi: Murat Gülsoy

Merhaba. Bizim için büyük önem taşıyan, çok sevdiğimiz yazar Murat Gülsoy ile ilk söyleşimizi gerçekleştirdik. Sizi başlangıç yazısıyla sıkmadan söyleşi ile baş başa bırakalım. İyi okumalar.

Kendinizi nasıl bir yazar olarak tanımlardınız?

MG- Üzerine hiç düşünmediğim bir soru. Ben yazarlığın bir kategori olarak tanımlanmasına pek alışamadım; bana göre herkes yazabilir, hatta yazmalıdır da. Belki insanın yazdıklarını tanımadığı insanlarla paylaşmasıdır onu yazar yapan. Başkalarının yazdıklarınızı merak etmesidir… Bilemiyorum. Bildiğim tek şey, yazdıklarımı okuyanların olduğu. Üstelik bundan zevk aldıklarını, kimi zaman heyecanlandıklarını, gözümün önünde canlanan hayallerin artık onların zihninde var olduğunu bildiğim çok sayıda okurum var. Bu iyi bir şey. İnsanın kendinden ve dünyadan kuşku duyduğu karanlık anlarda bir teselli oluyor. Ama bu en temel şey, yani var olmak için diğer insanların bakışına ihtiyaç duymak. Bunun dışında sorarsanız nasıl bir yazar olduğumu… Yazdıkları üzerine düşünmeyi ihmal etmeyen biri olduğumu söylerdim. Bir de rüyalardan beslendiğimi. Evet, rüyaların özel bir önemi var benim için. Sonra zihnin nasıl çalıştığını merak eden, araştıran biri olduğumu da eklerdim.

İyi ya da kötü etkilendiğiniz yazarlardan kısaca bahseder misiniz?

MG-Oğuz Atay’la tanışana dek sadece okumanın zevki için okurdum. Onunla birlikte bir yazar olmak için okumaya başladım. Benim de içine girmek isteyeceğim bir Türk Edebiyatı olduğunu fark etmemi sağladığı için çok etkilendim. Tanpınar’la edebiyatın zamandışında bir rüya olduğunu öğrendim. Yusuf Atılgan’la özdeki kötülükle yüzleşmenin yaşamsal önemini anladım. Bilge Karasu ile dilin büyüsünü, Leyla Erbil’le zekanın yakıcı, yok edici ateşini… Orhan Pamuk’la cesareti keşfettim. Borges, Kafka, Fowles, Coetzee ve Camus hakikatin göreceliğini, dünyanın tekinsizliğini, metnin oyuncaklarını ve insan ruhunun derinliklerinin kurmacayla nasıl keşfedildiğini gösterdiler bana. Tabii bunlar ilk ağızda aklıma gelenler.

Aynı zamanda mühendislik de yapıyorsunuz. Mühendis olma nedeniniz ekonomik güvence miydi?

MG-Üniversite tercihi yaparken kuvvetli olduğum konularda yani matematik ve fen alanında eğitim almanın benim için daha iyi olacağını düşünmüştüm. Oysa tıp okumak istiyordum. Ama tüm yaşamımı vakfedemeyeceğimi düşünmüştüm. Yanlış bir düşünce olduğunu şimdi görebiliyorum. Çünkü bence tıp en önemli disiplin. Mühendislik okumuş olduğum için de pişman değilim. Tek pişmanlığım daha fazlasını okumamış olmak. Örneğin bir yandan da fizik ya da matematik bölümleriyle çiftanadal yapabilirdim. Şunu demek istiyorum: Bilim eğitiminin çok çok önemli olduğunu düşünüyorum. Onlarca ömrüm olsa keşke ve tüm bilim dallarında çalışsam… İnsanı, evreni, varoluşu anlamak için bilim çok önemli. Şu anda Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde ders veriyor, araştırma yapıyorum. Bundan da çok memnunum. Ama bunun ekonomik açıdan çok tatmin edici olduğunu söyleyemem. Üniversitede tüm alanlarda eşit derecede düşük ücret veriliyor.

Nisyan bizi ölümle yüz yüze olan bir adamla karşı karşıya getiriyor. Nisyan hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu romanı nasıl bir ruh hali içindeyken oluşturdunuz?

MG-Her kitabın farklı bir yazım süreci var. Nisyan bunların içinde en farklı olanı. Kurmaca saikiyle kaleme almadım her şeyden önce. Babamın ani kalp kriziyle ölümünden sonra dedemin yavaş ama bana çok acı veren ölümü aynı dönemde yaşadığım iki önemli olaydı Nisyan’ı tetikleyen. Aslında çok yıllar önce yazmayı hayal ettiğim bir roman vardı. Bunamakta olan bir yazarın son romanı olacaktı bu. Sürekli her şeyi birbirine karıştırdığı için tuhaf, komik ama çok katmanlı bir roman hayal ediyordum. Sonuç olarak son anına dek kahve içen, durmadan saatine bakan, kitaplar içinde azraille boğuşan bir adam olarak dedemin, o neşeli insanın kararak ölüme dönüşmesini izledim ve ortaya neşeli olmayan, evet içinde en ufak bir neşe barındırmayan Nisyan çıktı. Halen dönüp dönüp okuduğum tek metnim.

Edebiyatın sanallaşması (edebiyat blogları, e-kitap vs.) hakkında olumlu bir tutum sergiliyor gibisiniz ve ayrıca Altkitap’ın kurucularından birisiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

MG-Yeni yazma, paylaşma ortamlarının önemine inanıyorum. Çok önemli. Hem bilginin yayılması açısından, hem demokratikleşme açısından. Altkitap’ı da evet bu saik ile kurmuştuk. Şimdi Hande Ortaç ve arkadaşları yürütüyorlar, biz bayrağı genç arkadaşlara devrettik. Internet’in bir özelliği de kolektivizme yer açması. Bakın, wikipedia ne kadar önemli bir bilgi kaynağı haline geldi. Herkesin gönüllü olarak katkıda  bulunduğu bir ortam. Gelecekte bunun önemini daha iyi kavrayacağız. 1970lerde meraklı bir çocuk olarak bilim kurgu kitaplarında okuduğumdan daha büyüleyici bir ortama tanık olduğum için çok mutluyum.

Ortalama yılda bir kitabınız çıkıyor. Okurlarınızı sevindirecek yeni bir kitap ya da yeni bir proje ufukta görünüyor mu?

MG-Çok yakında değil. Üzerinde çalıştığım yeni bir romanım var. Bu sefer tarihi bir roman olacak. Yani yaşamadığım bir dönemde geçecek hikaye. Bana farklı bir okuma ve araştırma alanı açtığı için bu roman hakkında çok heyecanlıyım. Ayrıca roman biter bitmez yazmaya girişeceğim öyküler var. İlk sayfalarını yazmış olduğum, çok garip öyküler. Tek sorunum zaman… Keşke daha fazla hayatımız olsaydı.

Takipçilerimize önerebileceğiniz bir kitap varsa bu kitaptan biraz bahsedebilir misiniz?

MG–Özel olarak bir kitap önermem istendiğinde mutlaka Don Kişot derim. İçinde her şey var. Hem son derece eğlenceli, hem de müthiş derinlikli. Her okunduğunda farklı yorumlara insanı kışkırtan bir klasik. Bizden mutlaka Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü öneririm. Tanpınar’ın şaşırtıcı dehasına tanık olmanız için. Orhan Pamuk’tan bu günlerde Sessiz Ev’i okumanızı öneririm. Yaşadığımız ülkenin çok sesli şizofrenisini görmek için. Tabii delilikten söz etmişken Ayfer Tunç’tan Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi adlı kitabını da anmamak mümkün değil. Son olarak bir kara ütopya önereyim: Siyah Hatıralar Denizi, Mehmet Açar’dan…

mg

Reklamlar
Bu yazı Söyleşi, Türk Edebiyatı içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s