Yeni Hayat

ImageYeni Hayat, Türk edebiyatının yaşayan devlerinden Orhan Pamuk’un altıncı romanı. İlk kez 1994 yılında İletişim Yayınları tarafından basıldı, Türkiye’de 75 baskı yaptı, 15 farklı dile çevrildi.

Kitabın ünlü ilk cümlesi “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” çoğunuzun malumudur. Pamuk; bu cümleyle bizi sıradan bir üniversite öğrencisinin yol gösterici meleğin ışığında kitapta vaat edilen mükemmel ülkeyi, yapmacıklıklardan, monoton alışkanlıklardan kurtulmuş yeni hayatı ve tek gerçeği (okuyunca öğreneceksiniz) arayışına heyecan veren ve merak uyandıran bir girizgah yapıyor. Dante’nin ahiret rehberi Beatrice gibi bir görünüp bir kaybolan melek eşliğinde inanmışların kitabın vaat ettiği ülkeye yolculuğu; hem farklı iklimlere, hem de inanmışların kendi iç dünyalarına bir yolculuk aslında.

Pamuk’un üslubunda göze çarpan detaylar arasında; kitabın gerçekliği ile anıların ve alışılmış hayatın gerçekliği arasındaki çelişkinin sık sık vurgulanması, insanlar için normalleşmiş günlük ritüellerin boşluğu ve sıradanlığı, aşık olmanın dünyaya bakış açısında yarattığı değişiklikler var.

Bu dünyanın sıra sıra görüntüler, bir dizi yanlış yorumlanmış işaretler ve körü körüne benimsenmiş bir takım alışkanlıklardan oluştuğunu, asıl dünyanın ve hayatın bunların içinde ya da dışında, ama yakın bir yerde olduğunu acıyla biliyordum. Canan’dan başka kimsenin bana yol gösteremeyeceğini anlamıştım.

Yeni Hayat’ta bir başka göze çarpan durum ise kitabın bazı unsurlarının yazarın 14 yıl sonra yayımlanan başyapıtı Masumiyet Müzesi ile benzerliği. Pamuk bu kitapta olduğu gibi Yeni Hayat’ta da aşk acısını tasvir ederken takıntılara ve tuhaf alışkanlıklara yer vermiş. Masumiyet Müzesi’ndeki Kemal’in Füsun’un yokluğunda yaptıkları ile Yeni Hayat’taki gencin Canan’ın yokluğunda yaptıkları oldukça benzer. Bununla birlikte, Yeni Hayat’ta göze çarpan eşyaya ruh biçilmesi de Masumiyet Müzesi’nin temelini oluşturuyor.

Tıpkı bizler gibi nesnelerin de aslında başlarından geçen şeyleri, hatıraları kaydeden, saklayan bir yanları vardı, ama çoğumuz bunun farkında bile değildik. “Eşyalar birbirlerini sorar, birbirleriyle anlaşır, fısıldaşır ve aralarında gizli bir ahenk kurar, dünya dediğimiz bu müziği oluştururlar.” dedi Dr. Narin. “Dikkat eden duyar, görür, anlar.”

Bedenen kahramanın yanında olan, ruhen meçhul diyarlarda gezinen Canan, geleneklere ve değerlere karşı kurulan Büyük Kumpas, antika dükkanı ve ülkenin dört bir yanından kalbi kırıklar ile buna savaş açan modern aristokrat Dr. Narin ile Yeni Hayat; şiirsel diline, kafa karıştıran mecazlarına ve ara ara serpiştirilmiş haddinden uzun cümlelere rağmen sürükleyici ve düşündürücü bir okuma deneyimi sunuyor.

10/10

Ayşenur Alkan

Reklamlar
Bu yazı Türk Edebiyatı içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s