Filmleştirilen Kitaplar vol. 1

Bu yeni yazı dizimizde, yazıldıktan sonra, filmleştirilme onuruna layık görülen bazı eserleri tanıtmaya çalışacağız. Başlıyoruz, keyifli okumalar!

Bizim Büyük Çaresizliğimiz  (Bizim Büyük Çaresizliğimiz, 2011-Türkiye)

Görsel

Kitap  Barış Bıçakçı imzasıyla 2004 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. 2011 yılında, geçen yıl kaybettiğimiz başarılı ve genç yönetmen Seyfi Teoman tarafından filmleştirildi. Film, İlker Aksum, Fatih Al, Taner Birsel gibi önemli isimlerin oyunculuklarıyla içine çeken bir yapım.

 

Gerçeğin sıradışı olduğu bir sıradanlıkta devam eden hayatı çok iyi anlatıyor Barış Bıçakçı. Nesildaşı romancıların aksine, dilini süsleyip sıkmıyor, bir şeyleri insanların gözüne sokmuyor ve insanlara aslında kendi -burada bahsettiğim insanlar- hikayelerini anlatıyor. Bizim Büyük Çaresizliğimiz bu durumun en büyük örneği ve fazlaca Barış Bıçakçı sadeliği içeriyor. Hayatın sıradanlığına işlenen hikayelerin en güzellerinden olan bu roman, dostluk ve aşk çevresinde dönüyor. Sıradan bir hayatın “kadın dokunuşu” ile nasıl değiştiğini bir kez daha gösteriyor.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, gözüktüğünden çok daha büyük bir roman.

 

“Birine aşık olunca, ömrün boyunca onu aramışsın da sonunda bulmuşsun gibi, geçmişini tekrar kurgularsın. Basit tesadüfler aşkın ilahi gücünün işareti olur çıkar. Şimdi buraya yazınca bak ne kadar gülünç olacak: Lise sonda aşık olduğum kızın ismi Zuhal’di, yirmi yıl sonra, Nihal, demek ki, tabi ya, büyük bir aşk bu, aşkın ilahi adaleti sonunda bizi buluşturdu vesaire…”

Papillon( Kelebek, 1973- ABD)

Görsel

 

Yazar Henri Charriere’nin kendi hayatından bir bölümü yazdığı için etkinlenmemiz gereken bu kitap, yazarın haksız yere hapishaneye düşmesini, yaşadığı duygusal karmaşaları ve kaçış sürecini anlatan bir eser.

Psikolojik yönü ağır basarken, olay örgüsü ve gerilimin de eksik olmadığı bu kitap Amerikan sinema sektörünün yaratıcı ismi Franklin Schaffner tarafından beyaz perdeye aktarılmış. Başrolünde Dustin Hoffman’ı gördüğümüz film versiyonu da sırf Dustin Hoffman oynuyor diye izlenebilir. 1950-1980 Amerikan film sektörüne damga vuran hapishaneden kaçış filmlerinin çok daha ötesinde olan bu film belki de ‘based on a true story’ damgasıyla benzer filmlerden bir adım önde duruyor.

The Hours ( Saatler, 2002- ABD)

Görsel

Michael Cunningham tarafından 1998 senesinde kaleme alınan, yazıldıktan bir sene sonra Pulitzer ödülüne layık görülen bu kitap, 3 farklı kadın jenarasyonunda yaşayan yazar Virginia Woolf mottosunu çeşitli paralellikler ile ele alıyor. İmgelemelerin oldukça fazla olduğu ve sonunda pek bir şey anlamadığımızı fark ettiğimiz bu kitap, yazarın ‘içimizdeki biseksüelleri ortaya çıkaralım’ parolasını ele almasıyla oluşmuş. Bol bol sorgulama ve iki sayfada bir ‘ulan ben napıyormuşum ya’ dedirtmeye yeltendiren noktalar bulunan enfes bir eser. Kitabın ardından ‘kim lan bu Virginia Woolf’ diyerek sahaflara saldırıyoruz.

 

Filminde başrol olarak her ne kadar romantik komedi dalında yüksek lisans yapmış Nichole Kidman ve Julianne Moore  oynasa da,  pek sevdiğimiz Stephen Daldry yönetmen koltuğunda oturduğu için şans verip sevdiğimiz bu film, kitabını geçicek bir güzelliğe sahip değil.

 

The Hours DVD olarak değil kitap olarak alınıp, ezberlenilmesi gereken ve yatmadan önce okunması gereken kutsal bir kitap gibi.

 

Howl (Uluma, 2010-ABD)

Görsel

 

Beat Kuşağı’nın en önemli isimlerinden  Allen Ginsberg imzalı şiir kitabı Uluma, 1955 yılında yazıldı. Türkçe’ye ise  Türkiye’de Beat Kuşağına en hakim insan olarak kabul edebileceğimiz Şenol Erdoğan tarafından çevirildi, tahmin ettiğiniz üzere 6.45 Yayınları tarafından basıldı.

 

Film ise 2010 yılı yapımı olup, yönetmenliğini Rob Epstein ve Jeffrey Friedman isimleri üstlenmiş. Başrolünde James Franco ve John Hamm -aslında pek başrol gibi değil- gibi isimler bulunuyor. Filmde kullanılan animasyonlar ise çok başarılı. Ayrıca olay daha çok röportaj havasında işlenirken arada giren şiir bölümleri filmi izlenmeye değer kılıyor.

 

Allen Ginsberg, ne gördüyse onu yazdığı bu önemli şiir kitabında, bir döneme ışık tutuyor ve bize tabuları yıkan bu dönemi çok güzel bir şekilde anlatıyor. 6 45’in tıpkı basımını kaçırmamanızı öneririm.

 

Not: Kitabı daha güzel.

Das Parfum ( Perfume: The Story of a Murderer, 2006- ABD)

Görsel

Bütün hisleri yok olan ama koku duyusunun aşırı hassas olduğu bir adamın öyküsünü anlatan  Patrick Süskind imzalı bu roman, his dediğimiz şeyin aslında ne kadar ‘hissiz’ olduğunu anlatırken, basit bir süreçten cinayete kadar birçok şeyi işliyor. Eski ve Avrupa yapımı olan bir kitap olduğu için tabiki de Can Yayınları’nın bastığı bu kitap, sıradan olmaması ile dikkat çekiyor.

 

Geçtiğimiz yıl çıkan Cloud Atlas filminin yönetmeni olarak tanıdığımız Tom Tykwer tarafından 2006 senesinde sinemaya aktarılan Das Parfum, yani Perfume: The Story of a Murderer,  2008 senesinde Bambi Film Festivali’nde de gereken ilgiyi gördü ve yapımcılarına ödül yağdırdı. Biz de değirmen bekçisi olarak bu serinin ‘en iyi uyarlama film’ ödülünü kendilerine layık gördük. Okuyun izleyin işte.

Animal Farm (Hayvan Çiftliği, 1954 ABD)

Görsel

George Orwell tarafından yazılan ve hakkında ne kadar övgü düzsek az olan bu kitap, bildiğiniz üzere( bilin artık, yuh) bir hayvan çiftliğindeki hayvanların insan yönetimine son verip, eşit bir düzen kurma idealiyle yola çıkarken, aslında insanlardan farklı bir sistem yaratamadıklarını anlatan fabl diyemeyecek kadar ciddi bir roman.

 

Sosyalizm ve Stalin eleştrisi olarak kaleme alınan ve her hayvanın bir toplumsal grubu temsil ettiği bir roman olan Hayvan Çiftliği, pratikte güzel olan bir sistemin Stalin tarafından ne hale getirildiğini karikatürize eden bir eser. Kitaptaki domuzlara köpeklere koyunlara dikkatli baktığınızda, Troçki’den devlet kontolündeki basına, Karl Marx’dan dini meselelere kadar bir çok detay ustaca işlenmiş. Kitap hakkında son olarak ‘bütün kitaplar güzeldir, ama bazı kitaplar daha güzeldir’ diyerek noktayı koyuyoruz.

 

Filmine gelince animasyon şeklinde 54 yapımı bir film var. İnternette rahatlıkla bulabilirsiniz. Ancak vakit kaybı. Uzak durun. Filmini izleyin, eş dost ortamında priminizi yapıp, gelin teşekkür edin.

On The Road (Yolda, 2012-ABD)

 Görsel

Orijinal rulosu 2012 yılında Ayrıntı Yayınları tarafından basıldı. Beat Kuşağının “saf” romancısı Jack Kerouac tarafından bir rulonun üzerine 3 haftada yazılan ve son 30 santimi bir köpek tarafından yenilen bu kitap, Beat Kuşağının Kutsal Kitabı olarak kabul ediliyor ve ilk okuduğunuzda sizi etkisi altına alıp, İstanbul’dan Artvin’e bir yolculuk yapma isteği aşılıyor. Allen Ginsberg’ün deyimiyle cennetten çıkma olan bu kitap, Kerouac’ın ağzından, temeline Neal Cassady koyularak oluşturulmuş.

 

Kitabı okurken, yazar ile karşılıklı oturmuşsunuz da, elinde birasıyla size neler yaptığını anlatıyor hissine kapılıyorsunuz. Bu kitabın bir diğer ilginçliği ise sadece tek paragraftan oluşması. 3 bölümden oluşan bu kitapta, yazar yeni bölüme geçerken bile yeni paragrafa geçmemiş.

 

Film ise 2012 yılında Walter Sallers tarafından çekildi. Başrolünde Teenage sinema seyircisinin sevgilisi Kristen Stewart bulunuyor.  Bunu ilk öğrendiğimizde sevgili Teenage Mutant Ninja Turtle’larımızın elinde Yolda görmekten çok korkmuştuk. Allah’tan !f Uluslararası Bağımsız Film Festivali dışında ülkemizde gösterilmedi. Film hakkında ise, kitaptan küçük küçük bölümler alınmış da, parça parça olaylar anlatılmış gibi. Anlayacağınız tam olmamış, kitabın orijinaline bağlı kalmaya çalışmışlar ama pek de becerememişler.

 

Okuyun ama izlemeyin.

 

Big Fish (Büyük Balık, 2003- ABD)

 Görsel

Ocak 2011 de YKY tarafından yayımlanan kitap Daniel Wallace imzası taşıyor. Oğlunun ağzından filmin aksine kahraman bir babayı anlatan bu roman, okura çok güzel ve duygusal anlar yaşatıyor. Yazar güzel mi güzel diliyle okuru kitabın dünyasına davet ediyor.

 

Tim Burton tarafından filmleştirilmiş kitap, kadrosunda Obi-Wan Kenobi, Steve Buscemi ve tabii ki de Helena Bonham Carter gibi isimleri barındırıyor. Kitabın efsanevi ölçülerine ulaşmayı başarmış bir yapım olduğunu söyleyebileceğimiz bu film, sizi baya ağlatıyor. Buruk sevinç neymiş, filmi izleyince anlayacaksınız.

 

Kitabı da okuyun, filmi de izlemenizi kesinlikle öneriyoruz.

The Atonement( Kefaret, 2007- ABD)

 Görsel

Hala neden okuduğum hakkında hiçbir fikrim olmayan, bizim edebiyatta yazılsa muhtemelen Recaizade Mahmut imzası taşımayacak olan bu Ian McEwan eseri, 13 yaşındaki bir kız çocuğunun iftiraya dönüşen bir suçlamasının sonuçlarını anlatan ve yazacak bir şey bulamadığı için bol bol betimleme içeren bir ‘sanat için sanat’ kitabı.

 

Filmlerindeki  bütün kadınların süslü püslü elbiseler giymesiyle tanıdığımız Joe Wright yönetmenliğinde 2007 yılında sinemeya uyarlanan bu kitap, sevenin çok sevdiği sevmeyenin ise hiç sevmediği bir arkadaşımızı hatırlatıyor.

Berk Çapar, Mehmet Erhan Üras.

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Filmleştirilen Kitaplar vol. 1

  1. Geri bildirim: Filmleştirilen Kitaplar vol.2 | Değirmen Bekçisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s